Feray'ın Düşü

Yetkililer daha fazla dayanamayıp hayvanlarla anlaşma yapmak zorunda kaldılar. Bu toplantıda  alınan  kararlardan  bazıları  şunlardı:

    * Dünyada nükleer yatırımlar durdurulacak, var olan işletmeler  sokülecek

    * Kimyasal atıklar doğaya serbest olarak bırakılmayacak.

    * Doğayı kirletecek hiçbir çalışma yapılmayacak.

    * Hiçbir ülke, diğer bir ülkeyle sebep ne olursa olsun savaşmayacak.

     * Hiçbir yerde; kreşlerde, okullarda, evlerde, sokaklarda çocuklar ağlatılmayacak.

    * Çocuklar öksüz bırakılmayacak.

    * İnsanlarla uğraşan öğretmenlere, sağlıkçılara, çevre için çalışanlara en yüksek ücret verilecek.

    *Sebepsiz ve gereksiz yere hayvanlar katledilmeyecek.

    *Hayvanlara, insanlar işkence yapmayacak, aç susuz bırakılmayacak.

   *Bilinçsiz avlanma  yapılmayacak.

   * Sokakta yaşayan hayvanlar için doğal hayvan barınma merkezleri kurulacak, onların beslenmesi ve sağlığıyla yakından ilgilenilecek.

  *Bundan sonra, anlaşmanın yapıldığı gün “ Kardeşlik ve Doğayı Koruma” günü ilan edilecek. Her yıl hayvanlar ve insanlar bu günü bayram olarak  şenliklerle  kutlayacaklar.

    Bu anlaşmanın maddeleri uzayıp gidiyordu. Anlaşma metnini taraflar imzaladılar. Yetkililer çıkarlarına ters düşen bir anlaşmayı imzaladıkları için üzgündüler, ama salonunda bulunanların hepsi daha sonra el sıkışıp, gülümsediler. El sıkışma sırasında aslandan, ayıdan, filden, daha birçok hayvandan insanlar korktu. Ellerini onlara korkarak uzattılar. Hayvanlar en sevimli hâllerini göstererek onların ellerine bacaklarına sürtündüler. Bu, insanların  hoşuna giden  sevimli bir davranıştı. İki tarafın yetkilisi, toplantı yapılan binanın  kapısında göründü. Kamuoyuna ve orada bulunan insanlara gerekli açıklamayı yaptıktan sonra büyük bir alkış tufanı koptu. Bu anlaşmadan herkes memnun oldu.

     Anlaşma sağlandıktan sonra hayvanlar, insanlardan sakladıkları her türlü hayvansal gıdaları gizledikleri yerlerden çıkardılar. Hastalar, çocuklar, gıdalardan bolca yediler. Arılar çiçeklerin en güzel bal özünü toplayıp bal yapmaya başladı. Süt veren hayvanlar, insanların isteğine göre yağlı süt,yağsız süt üretti.

      Saka kuşları, kanaryalar, keklikler, bülbüller daha birçok kuş çeşidi evlerdeki kafeslerine girerek, en güzel sesleriyle ötmeye başladı.

     Kediler, köpekler her zaman olduğu gibi yine evlerin baş köşesindeydi. Sahipleri de onlara karşı çok nazikti.

    Sokaklarda bir tane hayvan kalmadı. Belediye görevlileri bunlar için doğal barınaklar yaptırmaya başladı.

    Doğada yaşayan her türlü hayvan ve böcek, eskiden olduğu gibi doğayı yaşanılır bir hâle  getirip eski güzelliğine kavuşturmak için  amansız bir uğraş içinde girdi.

       O bölgede üretim yapan ve çevreyi kirleten birkaç fabrika artık çalıştırılmıyordu.Hava kirliliği olmadığı için gökyüzünde karabulutlar yok, gökyüzü    masmavi görünüyordu. Çiçekler bir başka güzel açmaya başladı.

     Hayvanlar kırlarda, ormanlarda birbiriyle oynaşıp,eğleniyorlardı.Arada bir yaptıkları işin önemini anlatıp, kendileriyle gurur duyuyorlardı.

    Kurnaz Tilki:

   -İnsanların akıllarını başlarına en sonunda getirdik, dedi.

   Hörgüçlü Deve:

   -Onlarda bu bencillik,ikiyüzlülük varken, akılları başlarına gelmez,dedi.

    Bu sırada, asfalt yolun  kenarından diğer tarafına geçmek isteyen bir kaplumbağa ezilmekten son anda kurtuldu. Araç sürücüsü aracını durdurdu, onu alıp yolun karşı tarafına geçirdi. Otların içine bıraktı.

    Kaplumbağa sürücüye teşekkür etti. Sürücü kaplumbağanın teşekkürünü duymadan aracına binip çekip gitti. O  sürücü,iş dönüşü kızına bir  tavşan yavrusu götürüyordu.

     Otların arasından kaplumbağanın yanına bir çekirge geldi.

      -Kaplumbağa kardeş nereye gidiyorsun? dedi.

      Kaplumbağa:

        -Dolaşmaya çıktım. Neredeyse bir aracın altında kalıp ezilecektim. Aracın sürücüsü beni, yolun bu tarafına geçirdi de tehlikeden kurtuldum, dedi.

      Çekirge:

      -Kardeş,insanlara fazla güvenme. Onlar, zarar görecekleri bir şey olursa anlaşma, antlaşma dinlemezler. Sen bir hayvan olarak yine de insanlara karşı dikkatli ol. İnsanoğlu bu, ne yapacağı belli olmaz! Bana bak, hiç yanlarına yanaşıyor muyum? Bir o tarafa, bir bu tarafa sıçrıyorum.

     Kaplumbağa:

    -Çekirge kardeş başkalarına olduğu gibi insanlara da güvenmelisin. İnsanlara güvenmezsen bir sıçrarsın, iki sıçrarsın sonunda o insanın tuzağına düşersin. Onun için önce kendine sonra başkasına güvenmelisin...

      Beni lafa tutma çekirge kardeş. Evde bayan kaplumbağa beni bekliyor. Daha gideceğim bir sürü yol var, deyip  otların arasında yürümeye hazırlanıyordu.

   Çekirge:

    -Kaplumbağa sana yolculuğun sırasında arkadaş olabilir miyim?dedi.

Kaplumbağa:

-Sen bilirsin çekirge!

   Çekirge kaplumbağanın sırtına bir zıplayışta çıktı. Onun sırtına oturdu. Birlikte  kaplumbağanın evine gittiler.